İLGİ MANYAĞI FİLM ANALİZİ
1) Filmin konusu ve özeti
İlgi
Manyağı, rekabet içinde olduğu sevgilisi başarıyı yakaladığında, dikkatleri
üzerine çekmek için farklı bir yola giren bir kadının hikayesini konu ediyor.
Signe ve Thomas sağlıksız, rekabetçi bir ilişki içinde olan bir çiftir. Thomas
beklenmedik bir şekilde çağdaş bir sanatçı olmayı başarıp, ün kazandığındaysa
işler içinden çıkmaz bir hal alır. Sevgilisi başarıyı yakaladığında 30’lu
yaşlara yaklaşan Signe’nin elinde ne başarı ne de hırs kalır. Bu duruma
karşılık Signe, dikkat ve sempati çekmeye kararlı yeni bir kişilik yaratarak
statüsünü geri kazanmak için umutsuz bir girişimde bulunur. Artık o hayatını
bir kurban olarak sürdürecektir.
2)
Film Analizi
Film
30’larına yaklaşmış ve garson olarak
çalışan Signe ve sanatçı sevgilisi Thomas Signe’nin
doğum gününü kutlamak üzere şık ve pahallı olan bir restorana gelmesiyle
başlıyor. Thomas, sevgilisi için sipariş ettiği pahalı şarabı çalma girişiminde
bulunurken(ki bu tarz girişimleri film boyunca devam edecek hatta çaldıklarıyla
bir sanat galerisi açacak), ilgiyi sürekli kendi üzerinde tutmayı arzulayan
sevgilisi Signe, doğum günü pastası gelirken tüm gözleri üzerine çekmeye
çabalarken istemeden sevgilisinin bu planını mahvediyor. Filmin ilk sahnesi
gerek Signe’yi gerek Thomas’ı gerekse de ikili arasındaki ilişkiyi oldukça
keskin bir biçimde özetliyor. İlişkileri bir döngü halinde toksikleşerek
ilerliyor.
Giriş
sahnesinin ardından partiye geçen ikiliden Signe yakın arkadaşıyla bir
konuşmasında insanların narsist olmasından bahseder ve kendine getirilen
eleştiriye ben narsist değilim diye cevap verir ve bu noktada Signe’nin
narsistik karakterini görmeye başlıyoruz. Signe’nin çalıştığı kafenin önünde
bir kadın köpek saldırısına uğrar ve Signe bu olayı bir kahraman havasında
herkese anlatır. Hatta kadına yardım ederken kan olan gömleği ile eve kadar
yürür ve kendisine bakan insanları gördükçe gülümser. Hatta bu olaydan bir süre
sonra sokakta gördüğü bir köpek kendisine saldırsın diye onu zorladığını da
görüyoruz. Bu sahnede kendini kahraman gibi atfedip yansıması narsistik bir
özellik gösterirken kanlı gömlekle yürüyüp ilgileri üzerine çekmesi histriyonik
kişiliğinin yansımasıdır. Bu sahnede bir diğer ilginç nokta sevgilisi Thomas
kendisini öyle görmesine rağmen bir tepki vermiyor ve bu dur diyip düşünmemize
sebep olabiliyor. Thomas’ın bir türlü dönüp hâline bakmaması o birkaç saniye
içinde, sevgilisinin kendisini ilk gördüğü anda nasıl bir konumda olması, nasıl
bir yüz ifadesi takınması gerektiğine odaklandığını, başka bir şeyi
önemsemediğini hissediyoruz. Hatta yaralananın kendisi olmadığını açıklamakta
bile tereddüt ediyor, zira bunun Thomas’ın endişesini ve ona yönelik ilgisini
azaltacağını biliyor. Bu ilgiyi kaybetmeyi asla istemiyor.
Başka
bir sahne de ise sevgilisinin başarısı kutlanırken ilgi odağında olamadığı için
fıstık alerjisi varmış gibi davranır. Hatta bunu ilerletip neredeyse hastaneye
kadar gidebilecek bir rol oynar. Ayrıca erkek arkadaşı Thomas bunun üzerine
başarısını kutlayamamaktadır. Toksik bir ilişki sürdüren bu iki karakter film
boyunca karşılıklı narsistlik eğilimleri göstermektedir.
İlerleyen
sahnelerde kendine köpeği saldırtma girişimi başarısız olduktan sonra arama
motorundan yaralanmayla ilgili araştırma yaparken yasal olmayan bir ilaç
keşfeder. Bu ilacı bir arkadaşından temin eder ve her gün dozajı arttırarak
kullanmaya devam eder. Signe bunları büyük bir soğukkanlılıkla kullanmaktadır.
Signe bir mağdur olarak görünmek amacıyla asla sınır tanımamaktadır. Bir süre
sonra istediği kızarıklar ve döküntüler oluşmaya başlar. Signe bunları
Thomas’ın görmesini sağlayarak onun endişesinden keyif almaktadır. Signe
Thomas’ın onu hastaneden almaması ve evde dergi çekimindeki halini görünce
kendini kaybetmektedir. Thomas’ın ilgisizliği aynı zamanda başarısını ve evdeki
herkesin onunla ilgilenmesini kaldıramayan Signe ilaç kutusunun tamamını
içmektedir. Bunun üzerine yüzünde çok derinler yaralar açılmaktadır. Signe bu
yüzden uzun süre hastanede yatar. Bu süre zarfında umrunda olan tek şey insanların
onu sorması, merak etmesi ve sosyal medyadaki arkadaşlarından bu konuda aldığı
dönütlerdir. Öyle ki hastaneye yattığında sevgilisini herkese çok kötü olduğumu
söyle diye tembihler.
Signe hastanede olduğu süre boyunca sosyal medya üzerinden bir ilgi toplamaya çalışmaktadır. Bilindiği üzere sosyal medya bugün insanların kendilerini istedikleri gibi gösterdikleri ve buna yönelik dönütler alabildikleri bir mecradır. Signe hasta bir ilaç mağdurunu oynayarak insanların ona acımasını istemektedir. Hastaneden çıktığı sırada Thomas’a “Bu kadar mı? 56 mesaj ve birkaç ziyaret. Hiçbir şey olmamış gibi hayat devam ediyor” demektedir. Filmin bu bölümünde özellikle sosyal medyanın önemli bir rol oynadığı Narsisizm ve aşırı ilgi arzusu gibi problemlerin acı tablosunu gözler önüne sermektedir. İnsanlar sosyal medya gibi sanal platformlarda hissettikleri görülme arzusu ve görülmeme endişesi arasında bir var olma kaygısı yaşamaktadır. Bu durumlar bir süre sonra ciddi davranış ve kişilik bozukluklarını da beraberinde getirebilmektedir. “Kişi sosyal medya kanalıyla ben buradayım demektedir ve bununla birlikte içinde yaşadığımız düzenin “bizi toplumla uyumlu hâle getirme çabası” doğrultusunda ‘ben en iyiyim, harikayım, kendimi seviyorum’ gibi söylemeleriyle “uyumlaştırmaya” çalışılan birey, sosyal medya kanalına dâhil olmakta ve bu alandaki araçlar yoluyla kişinin narsistik yönü ortaya çıkmaktadır” (Alanka & Cezik, 2016, s. 560).
3)
Signe, Thomas ve Narsistik Kişilik Bozukluğu
Film
boyunca karakterimizin ne kadar narsist olduğunu gözlemleyebiliriz.
Signe’nin
bütün amacı göz önünde olmak ve ilgi çekmektir. Bu şekilde sevildiğini
hissetmektedir. Her narsist gibi o da büyük bir özgüven ve imaj sağlarken
aslında içten içe özgüvensiz ve özsevgisiz bir karakterdir. Satışı yasaklanan
ve ölümcül bir ilacın yan etkileri sonucunda değişen bir kişinin hayatını
görünce o da aynı yoldan gitmeye çalışmakta çünkü bu ilaç ciltte devasa görünüş
bozukluklarına sebep olduğu için herkesin kendisine bakacağını düşünür bu
şekilde hep ilgi üzerinde olacaktır. Narsisistik Kişilik Bozukluğu’na sahip
olan insanlar, kendilerinde olmayan o öz sevginin ikamesini başkalarından
alacakları ilgide ararlar. İşte Signe de tam olarak bu ilginin arayışında olmuş
ve ilaçları fazlasıyla içmekten çekinmemiştir. Signe, patolojik bir narsistin
ilgi ve sevgi için neleri feda edebileceğinin uç bir örneği olarak karşımıza
çıkar.
Bunun sebebi sevgi ve ilgi eksikliği olabilir. Aslında ben bir noktada bunun kendisine atfettiği anlamı yakalayamamasına bağlayabileceğimizi düşünüyorum. Şöyle ki hayatı akıp giderken tam olarak yolunu bulamamış bir karakterdir. Anlam arayışı devam ederken hayatının anlamını ilgi çekmek üzerine kurmuş olabileceğini düşünüyorum. Bir açıdan kendini gerçekleştirememesinin acısını bu yoldan çıkarıyor gibi. Ama Signe’nin tek problemi narsistik kişilik bozukluğu değildir.
Thomas
ideal bir erkek arkadaş olarak görünmek ve ilgiyi toplamak için Signe’ye sevgi
dolu bir şekilde sarılmaktadır. Hastanede Signe’ye sürekli hastalılığının
bulaşıcı olup olmadığı soran ve ona dokunmaktan çekinmesine rağmen takdir
toplamak için rahatlıkla kız arkadaşına sarılabilmektedir. İnsanlar tarafından
sürekli beğenilmek, onaylanmak ve takdir görmek isteyen narsist bir karakter
olan Thomas’ın karakter çözümlemesinin net bir şekilde yapılabildiği çok az
sahneden biridir. Ayrıca film boyunca Signe’nin yanındaki birçok kişi bencil,
narsist ve imaj düşkünü bireyler olup sadece onun kadar abartılı davranışlarda
bulunmamaktadırlar
4)
Signe ve Histriyonik Kişilik Bozukluğu
Histrionik
Kişilik Bozukluğunda birey sürekli olarak ilgi odağı olmak için abartılı
davranışlarda bulunurken, Munchausen Sendromu olan bir kişi ise gerçekte
olmayan bir rahatsızlığı ve hâlihazırdaki bir hastalığı ve problemi aşırı
abartılı bir şekilde anlatmaktadır (Değer, 2022). Histriyonik kişiler, ilginin
hep üzerlerinde olması için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Duygu durumları
düzensizdir; çünkü insanlarla ilişki kurma amacı yerine onları etkilemeyi ve
ilgilerini çekmeyi amaçlarlar. Dolayısıyla, bunun için çeşitli duygusal
manipülasyon yöntemlerinden kaçınmazlar. Signe’nin köpek saldırısı tavrı,
fıstık alerjisi oyunu, ilaç alması gibi çoğu davranışı buna örnektir.
5)
Signe ve Munchausen Sendromu
En basit tanımıyla kişinin hasta olmadığı halde hastalık üretmesidir. Birey, fiziksel semptomları kasıtlı olarak meydana getirir veya semptomu varmış gibi göstermektedir. Rollerini, çok iyi yaptıkları için herkesi kandırabilirler. Fıstık alerjisinde yaptığı rolle tam olarak bunu hissettirmektedir.
6)
Özet
Signe ve Thomas film boyunca narsistik davranışlara devam eder. Bunun yanı sıra ilgi manyaklığı, histriyonik kişilik bozukluğu gibi patolojik davranışlar sergilemeye devam ederler. Filmin sonunda terapideki arkadaşlarıyla birlikte doğa yürüyüşünde olan Signe üzerinden hastalığın sebebine ve tedaviye aynı anda vurgu yapılmaktadır. Hasta bir toplumun hasta ettiği bir bireyin tedavisi toplumdan uzak bir doğa olarak ele alınmaktadır. Thomas ise sanat kaçakçılığından tutuklanmış sonu belirsiz kalmıştır.
Yorumlar
Yorum Gönder