Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2023 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ZAMANE İNSANININ ZAMANLA İMTİHANI

Zaman kavramı oldukça karmaşıktır ya da bunu karmaşık hale getiren biz insanlarız. Gün içinde sürekli saati kontrol edip bir şeyleri sürekli zamanında yapma endişesine kapılmış durumdayız. Bu endişeyle çoğu zaman anı kaçırıyoruz. Zamanla ilgili hep planlarımız var; hep bir yerlere bir şeylere yetişme çabası içindeyiz. Durup es vermeye hiç vaktimiz yokmuş gibi. Durmanın da bir ilerleme olabileceği gerçeğini unutmuşuz. Hep bir şeylere yetişmeye çabalıyoruz. Hepimizin dilinde dolanan tek bir cümle var: geciktim. İşe geciktim, okula geciktim, toplantıya geciktim, işe başlamaya geciktim, yalnız yaşamaya geciktim, birine geciktim, evlenmeye geciktim gibi bir sürü geciktimli cevaplarımız var. Bunları söylerken aslında geciktiğimiz tek şey hayatımız. Hepimiz yeni dünya düzeninde hayatımıza yetişemiyoruz. Bir şeyler hep akıp gidiyor. Hep bir yerlere koşuyoruz ama yetiştiğimiz bir durak yok. Üzerimizde bir zaman baskısı var ama neyin baskısı çoğu zaman anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu güçlük sonuc...

Benlik Kavramına Dair Bir Tartışma Yazısı: Ben Kimim?

“Ben kimim?” ya da “ Ne için bu dünyadayım?” zaman zaman hepimizin kendine sorduğu, basit görünen ancak bir o kadar karmaşık olan iki sorudur. Yıllar boyu bu soru üzerine psikologlar araştırmalarda bulunmuş, çalışmalar yapmıştır. Benlik konusu psikolojide ilk olarak William James’in 1980’de yayımladığı ‘The Principles Of Psychogoly’ kitabında görülmektedir. Bu kitapta 4 farklı benlikden bahsedilmektedir. Tanım olarak benliğe bakıldığında araştırmalarda bu konuyla ilgili, bilinen ben, bilen ben, sosyal ben, ayna benlik, ideal benlik vb. gibi farklı benlik adlandırılmaları bulunsa da hepsinin temelinde benlik kavramı bulunmaktadır. Kısaca benlik kavramı şöyle tanımlanabilir. “Benlik kavramı, bireyin kendisini algılamasını, kendisinin diğer insanlarla olan ilişkilerine ait algılarını ve bütün bu algılara verilen değerlerini içerir.” (Özen ve Gülaçtı, 2010) O zaman benlik kavramının bireyin kendisine soracağı “ Ben neyim?” sorusuna verdiği cevap ile tanımlanacağı söylenebilir. Bu sor...

FEMİNİST TERAPİ

Feminizm Latince kökenli “Femine” anlamına gelen kadın sözcüğünden türetilmiştir. Feminizm insanlar arasında eşitliği savunur. İnsanları cinsiyetinden, dilindin, dininden ırkından vb.den ayırmaz ve insan eşitliğini savunur. Kadınların haklarının geliştirilmesini savunur . Feminizm Geleneksel toplumsal cinsiyet algılarının karşısında duran bir ideolojidir. Feminist terapi kuramı ise feminizm düşünce akımının başlayıp yaygınlaşmasıyla ortaya çıkmış bir terapi ekolüdür. Feminist terapi 1960‘lardaki kadın hareketlerine dayandırılabilir. Bu dönemde kadınlar kendilerine yapılan baskılardan dolayı başkaldırmışlardır. Bu dönemde kadınlar bir araya gelmişler ve hep beraber farkındalıklarını arttıracak bireyselleşmelerine fayda sağlayacak girişimlerde bulunmuşlardır. 1980’lerde Feminist terapi artık bir oluşum olarak tanımlanmış. Daha sonra ikinci dalga adı verilen dört feminist felsefe tanımlanmıştır: Liberal Feministler: Kadın erkek eşitliği çıkış noktalarıdır. Aynı zamanda kadınların ...

SAVAŞIN İNSAN PSİKOLOJİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

  İnsanın fizyolojik ihtiyaçlarının yanı sıra önemli ihtiyaçlarından biri güvenlik ihtiyacıdır. İnsanın bir düzeni vardır ve bunun bozulması biz insanlar için iyi değildir. Savaş insanın düzenini bozan ve güvenlik ihtiyacını zedeleyen travmatik bir olaydır. Savaşlar insanlar üzerinde büyük travmalara yol açar. Savaş demek insanların yaralanması, insanların kaybedilmesi, sevdiklerini kaybetmekten korkma, korku ve hayal kırıklığı demektir. Savaşta insanlar fiziksel ve psikolojik kayıplar verir. Günümüzde gelişen teknolojiyle beraber savaşların büyük yıkımlara neden olduğunu söylemek mümkündür. Savaşılan yerler cephe olmaktan çıkmış insanların yaşam alanları olmuştur. Bu yüzden sivil kayıpları oldukça yüksektir. Savaşlar bir rakamdan çok daha fazlasıdır. Savaşlarda kaybedilen insanların çok daha fazlası yaralı ve ruhsal olarak örselenmiş insanlardır. Savaşa doğrudan maruz kalanların yanı sıra savaşa maruz kalacakları korkusuyla insanlar evlerini bırakıp göç etmek zorunda kalabiliyor. ...